NEDEN BÖYLE BİR KAMPANYA HAZIRLADIK?
Kampanyamızın gerekçesi, Türkçemizin her gün biraz daha bozulup kirlenerek yok oluş yoluna girmiş olmasıdır.
Bu konuda 8. Beş Yıllık Kalkınma Planının Özel İhtisas Komisyonu Raporu bir bölümünde bakın ne diyor:
“ÖNLEM ALINMAZSA Türkçemizin kısa bir süre içinde bize yabancılaşması (İngilizceleşmesi) kaçınılmazdır”.
PEKİ NEDEN BÖYLE OLDUK?
Böyle olduk, çünkü bugün:
Dost-düşman herkes , çeşitli çıkar amaçlarıyla, pek çok alanda olduğu gibi dil alanında da ruhumuza “büyük ekonomiler karşısında, kendisini büyük gören ekonomiler karşısında yenilmişlik duygusu” ektikler, ekiyorlar.
Bu süreçte Türkçemiz de, dışarıdakilere ek içerden de vurulmaktadır. Asırlık çınarın kesilirken “Beni kesen baltanın sapı bendendir” diye inlemesi gibi inliyoruz.
Onu koruması, beslemesi, geliştirmesi, doğru kullanımıyla ulusal ve uluslar arası düzeyde yayması gereken:
- Bazı radyo, televizyon, dergi ve gazeteler
- Bazı reklamcılarımız, halkla ilişkilercilerimiz
- Sahte aydınlarımız.
- Bazı dil kurumlarımız, kuruluşlarımız dilimizi yabancı sözcük istilasından koruma,
her yeni yabancı sözcüğe, söyleyiş biçimine karşılık Türkçe sözcük üretme, Türkçemizi
sevme - sevdirme, zenginleştirme görevlerin, yeterince yapamamaktadırlar.
- İthal ürünler beraberlerinde bir de dil ithalatına neden olmaktadır.
- İthal teknoloji özellikle de bilgisayar sektörü, bilgisayar dilini İngilizce kabul ettirmeye
zorlamaktadır.
- Bilinçsiz işyeri sahipleri, işyerlerine, ürettikleri ürünlere, hastalık halinde yabancı ad
koymaktadırlar.
Özetle bugün dilimiz,
gelişen hayatın gerisinde bırakılmakta, yerine İngilizce ağırlıklı yabancı sözcükler, mantığını bozan söyleyiş biçimleri, düşünmemizi kekemeleştiren, ağırlaştıran, karıştıran, birbirimizi anlamamızı, anlaşmamızı, birleşmemizi önleyen her şey ekilmektedir.
Türkçe, İngilizce’ye esir düşmekte İngilizceleşmektedir.
Sonuç olarak ulusumuz, dilsiz, yurtsuz kalacaktır.
SORUNLARIN GÖRÜNEN NEDENLERİ NELERDİR?
- Kendi dilini bilmemek, dilini doğru ve yeterli öğrenmemek, öğrenmeyi yaşam boyu sürdürmemektir.
- Diline güvenmemek; onun, hayatın gelişmesiyle ortaya çıkabilecek yeni dil ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde gelişebileceğini bilmemek, gelişebileceğine inanmamak; geliştirmek için çabalamamak, kendi dilinden çok İngilizce’yi çalışmaktır.
- Dilimizin yetersiz olduğu, İngilizce’den geri olduğu propagandalarının etkisinde kalmaktır.
Çünkü :
- Kalkınmamızı tamamlayamadık. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya vb.lerinden
l. Teknoloji üretiminde geriyiz.
2. Ekonomik olarak geriyiz. Onlara borçluyuz, borç almaya devam ediyoruz.
3. Bu ülkeler karşısında işverenden (patrondan) çok işçi konumundayız.
4. “TÜRK ÖĞÜN, ÇALIŞ GÜVEN” İ UNUTTUK !
5. Teknolojide geri ve fakir, patron karşısında işçi psikolojisiyle bizi SEVR’e götürmek isteyenler karşısında :
- Kendimizi aşağı görüyoruz.
- Kültürümüzü aşağı görüyoruz
- Dilimizi aşağı görüyoruz.
Özetle hastayız, kültürel aşağılık duygusuyla ağır hastayız!
Kendini aşağı göreni aşağılarlar
- Ve aşağılıyorlar !
- Aşağılanmayı kabul ediyoruz ! Türk dili karşıtı propagandaları önleyecek sistemli karşı bilgilendirme çalışmalarını yapmıyoruz.
- İlköğretim düzeyinden başlayarak her vatandaşımızı bir Türkçe ustası, mimarı, gönüllüsü, hastası haline getiremiyoruz.
BU YOKOLUŞ SÜRECİNDEN NASIL KURTULABİLİRİZ? TÜRKÇEMİZİN SORUNLARININ ÇÖZÜM YOLLARI NELERDİR?
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın “Türk Dili Özel İhtisas Komisyonu Raporu”nda da belirtildiği gibi çözüm::
Türkçemizi koruma, kurtarma ve geliştirme için bir an bile gecikmeden hep birlikte ve plânlı harekete geçmektir. Tekrarlarsak, Kimliğimiz - en büyük zenginliğimiz olan Türkçemizi hepbirlikte savunmaktır.
DİLİMİZ TÜRKÇEMİZİ NASIL SAVUNABİLİRİZ?
A. Dilimizi savunmanın pek çok yolundan uzmanlık alanımız olan iletişim ananındaki bir tanesi bu soruna çözüm getirecek bilgi, bilinç ve güdüyü – isteği sağlayacak iletişim kampanyaları yapıp sürdürmektir.
Beraberinde, yarıştığımız ülkelerin ürettikleri yeni sözcüklerin, dil unsurlarının Türkçe karşılıklarını gecikmesiz üretip, toplumumuzda yaygınlaştırmaktır.
Bu alanda üniversitelerimizin, TDK başta olmak üzere dil derneklerimizin, toplum yararına çalışan sivil toplum kuruluşlarımızın seferberlik zamanı yapısında çalışmalar yapmalarını sağlamaktır.
Diğer savunma yollarını şimdilik bir tarafa bırakıp ana konumuz olan iletişim kampanyasına bakalım:
A. Türkçemizin yaşadığı sorunun çözümü için nasıl bir iletişim kampanyası yapmalıyız.
A.1. Kampanya amacımız,
A.2. Hedef kitlelerimiz,
A.3. Hedef kitlelerimize sunabileceğimiz harekete geçirici yararlar
A.4. Kampanyamızı taşıyacak kavramla iletilerimiz neler olmalıdır.
A.1. Bu çözümü gerçekleştirecek iletişim kampanyamızın amacı
Türkçemizi yabancı dillerin özelikle de İngilizce’nin istilasından korumak – kurtarmaktır.
Türkçemizin yabancı dillerle kirlenme, bozulma sorununun çözümünü gerçekleştirecek hareketi başlatmak, seçilecek hedef kitleleri bu doğrultuda hareket için yönlendirmektir.
Kendini, kendi dilini bilme; kendi dilini yaşama, yaşatma, geliştirmek, zenginleştirme bilinci, güdüsü yaratmaktır.
Kendine, Türkçemize, Türk kültürüne güven yaratmak; kendini, dilini, kültürünü, hiçbir ulustan aşağı görmemesini sağlamaktır.
A.2. Kampanyamızın hedef kitlesi
- Kimlik sorunundan en çok etkilenecek, toplum yararına çalışmada her gruptan önce gönüllü olabilecek, geleceğimiz, gerçek gücümüz olan gençlerdir.
- Yapabileceği yanlışla en çok zarar verebilecek, tersine doğru ile de en çok ve çabuk hata düzeltebilecek olan kitle iletişim araçlarıdır. (radyo, televizyon, yazılı basın, internet ve reklamcılar.)
Bu iki kitleye dönük iletiler hem doğrudan hem de yansımayla diğer toplum katmanlarını da etkileyecektir.
A.3. Peki, Hedef Kitlelerimizi harekete geçirebilmek için onlara hangi psikolojik ve sosyal yararları sunmalıyız:
- Sorunumuz güvensizliğe dayanıyor. Diline, kendine, kültürüne güvensizlik. Ve
- Güven, kişileri amacımız yönüne çekmede en etkili – en kıymetli yarardır. Öyleyse kampanyamızla hedef kitlelerimize özgüvenin sağlayacağı saygın kişilik olmak yararını, onurunu sunabiliriz.
A.4. Kampanyamızı yükleyeceğimiz kavramla iletilerimiz neler olmalıdır.
Türkçemiz egemenliğimizin olmazsa olmaz koşullarından biridir.
Egemenliğimizin ana ürünü ise, toplumumuzun özgürlüğüdür.
Toplum ve bireyler olarak diğer toplumlarla eşitliğimizdir.
Bu temeller üzerinde duran onurumuzdur, gururumuzdur.
Öyleyse iletilerimiz insanı insan, toplumu ulus yapan bu manevî yararları sunan iletiler olmalıdır.
Bu strateji ile ortaya çıkan kampanya sloganımız
“Türkçe’mize sahip olalım, sahibimiz olmasın” dır.
Dileriz öyle olur, Türkçemizle el ele kafa kafaya, gönül gönüle koşar, çağdaş uygarlığı aşarız.